yorgun şair

Google

• 10/11/2009 - BEN SANA GELİNCE




SANA GELİNCE

 

Sana geldiğim zaman

Dolaşmasın elin ayağın

Zaten telaşe memuru derler bana

Gülümse mevsimime

Yüreğim ısınsın yeter

Merak etme gülleri,mumu,

Gözlerin ışığım

Gül incesi dudakların gül olur…

Arama boşuna koku

Vazgeç renklerden o akşam

Nefesin nefesimde gül olur….

 

Sana geldiğim zaman

Dolaşmasın elin ayağın

Merak etme hiçbir şeyi

Şarap nar gibi

Dudakların kıpkızıl olsun yeter

Gecenin gölgelerine tutunmuş

Esmer hüzünler

Sen gülünce

Çıgan gözlerinde gül olur

Kaç bahar üşümüş

Kaç yaz da titremişsem

Hiç mühim değil

Sen öpünce

Bu yaralı yüreğimde

Dudakların bana gül olur….

 

Sana geldiğim zaman

Dert etme eften püften şeyleri

Bir masa

Bir kanape çok bile gelir

Tutunur koynuna

Sığınırım üşümüşlüğümce tenine

Kar boran geceler bana gül olur…

Şafak doğup kuşlar uyanınca

Yorgun gülümserken yüzüme

Hiç bitmesin içimdeki sen diye

Sımsıkı sarılıp ağladığımda korkularıma

Ellerin göğsümde bana gül olur….

 

Sana geldiğim zaman

Dolaşmasın elin ayağın

Hiç mahal yok telaş etmeye

Elimi tut

Ve sadece konuş benimle

Bir çağlayandan düşen su damlası gibi

Sesin ruhumun derinliklerinde

Benliğime karışıp gül olur…

Ben sana gelince

Sarılıp boynuna

Kokunu yüreğimde duyunca

Bu zindan dünya bana gül olur…

 

Sen beni bekle sevgili

Ölsem de

Mutlaka sana geleceğim

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/10/2009 - YOLDA BULUNMUŞ ŞİİRLER




YOLDA BULUNMUŞ ŞİİRLER (2)






Belki bilmiyorsun
Akşamın münzevi yalnızlığı çökünce
Yüreğim tunca benziyor
Bütün renkleri kurşuni gecemin
Kendiliğinden başlıyor hüznün ateşi
Yorgun yüreğime şiirlerin düşünce
Sözcükler biraz mahzun gülümsüyor
Ben
Şiirlerden korkuyorum….

Belki bilmiyorsun
Gecelerim barışmıyor artık renklerle
Karanlık dümdüz
Sular efsunlu ve ürpertili biraz
Hayallerimin özgürlüğü sonsuz düşünce
Uzaklarda bir kadın
Kendi korkularıyla hep mantığını dinler
Her gece kendi içinde öldürür yüreğini
Ben senin için
Hala
Yolda yazılmış şiirler buluyorum….

Belki bilmiyorsun
Varsın günahı boynuna desinler
İnsan günahını koynunda saklar
Cesurum
Kararlıyım bak.!
Aldım koynumda günahımı da
Sana öyle geldim
Bir acı kahven yok mu.?
Öptüğüm dudaklarında bir yangın nefesin
Ve yüreğimde yedi cennet varlığın
Kızılca kıyamet gecelere
Bin sevap yazsam seni
Yüreğimi kim sorguya çekebilir
Hesap vereceğim o yüce makam
Dünyayı sevgisinden yaratmadı mı?
Ben sana
Hala yolda bulunmuş şiirler yazıyorum…

Belki bilmiyorsun
Hala gizlice tutunur rüzgarın eteğine
Uzun mesafeler kat eder sana gelirim
Her gece üstünü örten benim
Mum kırmızısı soluk loşlukta
Vazona çiçekler koymam ama
Balkondaki sardunyaya bak
Bir hoş gülümsüyorsa kadife çiçeği sana
Dün gece geldiğimde sen diye onları okşamışımdır
Ben sana
Öyle yazmışımdır yolda bulunmuş şiirleri…

Belki bilmiyorsun
Hep aklımın ucunda yaşarken
Daha çok yazılacaktır sana
Yolda bulunmuş şiirler
Günahı herkesin boynuna deseler de
Sen günahını koynumda yaşadığım
Anlatılmaz bir sevgilisin
Senindir
Bütün yolda bulunmuş şiirler….




Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 13/10/2009 - ŞİİR GECESİ




23 ekim Cuma akşamı saat 18.00 de Sakarya caddesinde Livane cafe  barda  grup sisli rüyanın katılımıyla şiir dinletisi yapılacaktır…

 

Bir çok şairimizin katılımıyla ve Karadeniz ezgileriyle gerçekleşecek olan geceye tüm şiir severler davetlidir

 

Fiks menü …

 

Sigara böreği

Beyaz peynir

Domates salata-söğüş

Rus salata

Acılı ezme

Yeşil salata

Tarator

Kargana

Hamsi kuşu

Pilav-patates-tavuk söte

Meyve

Kişi başı  4 meysu

35 cl rakı

4 bira

35.cl şarap

 

kişi başına 35 türk lirasıdır…

 

 

irtibat telefonu. 0533 458 03 78

 

Adres: Sakarya cad.İnkılap sok.5/ 8 livane cafe bar..Kızılay Ankara…

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/10/2009 - SEN AĞLAYINCA




SEN AĞLAYINCA

 

 

Fırtınalar kopan yüreğimde

Sesin ilacım olurdu

Güldüğünde,  kahkahalarında

Yedi rengini bulurdum güneşin

Çok uzaklardan

Sarılır boynuna saçlarını okşardım

Ben

O zamanlar geceleri mutlu uyurdum…

 

Sen ağlayınca;

Bir kara bulut çökerdi Ankara ufuklarına

Şimşekler çakar,yıldırımlara esir düşerdim

En yorgun zamanlarıma yağardı yağmurlar

Sana dokunamaz olurdum uzaklardan

Ben

O uzun gecelerde artık hiç uyumazdım…

 

Sen hep ağlardın

Senin ağladığına üzülür,ağlardım.

Kangren olurdu çaresizliğim

Yorgunluğum aklıma gelmezdi

Eskimişti yüreğim

Dayanılmaz acılara gark olmuştum

Kestim attım çaresizliğimi

Kesin ve köklü çözümü bulmuştum

Bir defa ağladım bir defa yandım bir defa öldüm

Senin göz yaşlarına hiç dayanamazdım…

 

Bir parkta,koca çınarların altında

Şimdi güneşli bir sonbahar günü

Yere düşen yaprakları seyrediyorum

Yüreğimce yorgun,gözlerimce ıslak.

El ele tutuşup yürümüyoruz kaç zamandır

Başın artık omzuma yaslanmış değil

Bende göz yaşların kalmış Yörük güzeli

Bilseydim,söz dinleseydi  eğer yüreğim

Ben o geceler de sana bel bağlamazdım…

 

Sen beni hiç özledin mi?

Gel dedin mi?

Hani oldukça tanıdıktı çocukluğumuz

Bir bilinmez zamandan beri

Sarmaş dolaştı ruhumuz

Bile bile gelmeyeceğini gel dedim de

Bu kadar kırılacağımı bilseydim

Ben sana hiç gel demezdim…

 

Sen ağlayınca;

Prangalara vuruluyor ellerim

Yüreğim çengellere asılıyor

İşkencem oluyor yokluğun Yörük güzeli

Bilmezsin sen

Sen ağlayınca ben nefes alamazdım…

 

Bir daha ağlama diye

Seni böyle öldürdüm içimde  ey can

Sen ağlayınca hep ben ölürdüm…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/10/2009 - GÜNLER AYLAR




Günü saydım otuz otuz

Takvimler halden bilmedi

Dert dediğin doksan dokuz

Yüz dedi de hiç korkmadı…

 

Her güne bir umut ektim

Bir hafta önce bekledim

Kurtuluş üçünde dedim

Beşinde bir şey olmadı…

 

Sığmaz umut hiç aylara

Günü bıraktım haftaya

Bakıp durdum hep yollara

Hayale günler yetmedi…

 

Her türlü dileği söyle

Yazı böyle kışı böyle

Yürüdüm ayni türküyle

Onlar takvime sığmadı

 

Nisan çiçek avucumda

Kasım Şubat-Salı Cuma

Pazarı yük omzumda

Eylüle bahar kalmadı…

 

Mart dediğin dert belası

Yağmurluydu çarşambası

Mayıslarda perşembesi

Salıda güneş doğmadı…

 

 

Sabır sebat hep kucakta

İlkler umuttu Ocakta

Pazartesi olacak ta

Hafta başı hiç gülmedi..

 

Hep tatildi Cumartesi

Kar yağdı ekim ertesi

Sevdim ama ben herkesi

Ağustos da ısıtmadı…

 

Şimdi kapılar Aralık

Değil ama kalabalık

Eşt dost işte her tanıdık

Giderken kal diyemedi

 

Hayatımda ben demedim

Kendime pay istemedim

Takvimlere sığamadım

İki yakam bir olmadı

 

Böyle geçti aylar günler

Hayal oldu eski dünler

Bir uzak yerlerden ünler

Hüzne derde söz kalmadı…

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 13/9/2009 - ARTIK BANA AĞLAMA ANNE




 

Bana ağlama

Gözlerinde tutma beni anne

Ağlarken düşürürsün…

 

Bir kuyuda tutunduğum  yüzünde

Hayalin okşasın yaralarımı

Benim uykusuzluk nöbetlerim var

Sen koklamaya kıyamazdın

Elin oğlu ısırgan basıyor sineme anne…

 

Kucağında ninnilerini dinlerken

Yanağıma düşen  göz yaşların

Üşütür müydü beni hatırlamıyorum

Aklımda kalan tek şey bu uykusuzlukta

Kucağın çok sıcaktı

Sen çocuk yüzüme bakmaya doyamazdın

Elin oğlu tuz basıyor yaralarıma anne…

 

Sen ne kadar bahtsızmışsın anne

Büyütürken ağlamıştın

Büyük şehirlere,okullara yollarken

Su dökerken ardımdan

Tez gelesin inşallah derdin

Giderken de gelirken de hep ağlamıştın

Beni seni hep ağlattım anne

Ağlama artık

Kaç gece tatlı uykundan uyanıp ta

Kollarında uyutmuştun beni

Of dememiştin

Elin oğlu kâbus oluyor uykularıma anne..

 

Verirlerse naşımı şayet

Taze boynumda ip izleri görürsen

Yüzüme son kez bakarken sakın ağlama

Ağıt yakma

İnandım ki bir şeylere genç ömrümde

Sevdim ki ülkemi koşulsuz

Seni kardeşlerimi sevdiğim gibi

Zor olacak ama

De ki;

İnancınla özgür ol oğul

Hay deli oğul

Üç evlek tarlaya evet deseydin bana gibi

Büyük adam olmak senin neyineydi be oğul

Sen öpmeye kıyamazdın yüzümü

Elin oğlu darağacına çekecek anne…

 

Bir eylül cehenneminde etim kemiğim yok

Asmazlarsa da iflah olmam artık

Patlatacak gibi ciğerlerimi bu Filistin askısı

Koltuğumun altında sıcak yumurta

En mahrem yerlerimde kaç voltluk cereyanlar

Cehennem burada bu sorgu odasında anne

Ama emin  ol

Buna çok inan

Oğlun artık hiç ağlamıyor anne

 

Sadece seni özledim

Ninnilerini, türkülerini

Birde eskiden kahkahaların eksik olmadığı

Evimizi özledim

Artık ağlama

Gözlerinde tutma beni anne

Ağlarken düşürürsün

Düşersem kucağından

İşte o zaman ölürüm anne….

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/9/2009 - ŞİMDİ NE YAPSIN





NE YAPSIN

 

Kalmadı yürekte,huzurda hayır

Yer beton gök beton bitmiyor çayır

Akılsız eşeği mevlam sen kayır

Nalbur ölmüş usta palan ne yapsın

 

Her sözü mavaldır masaldır biraz

Eskiden dudağı ballı bir kiraz

Kalsa da razıydı,hep olsa beyaz

Şimdi kel kalmış halan ne yapsın…

 

Sözüne kanmayan yürek usanmış

Özü madde ruhu puştluk kuşanmış

Bu devir,bu düzen hile bulanmış

Ahmet Mehmet falan, ne yapsın…

 

Türlü şeyler söyler bize cam perde

Yoksul nöbettedir yetim siperde

Bir ömrün bittiği o kanlı yerde

Mahşerde, cehennemde kalan ne yapsın

 

Bir robot gibiyiz uyuduk kaldık

Nereye çektilerse oraya daldık

Başımıza türlü belalar aldık

Bizi bu hallere salan ne yapsın…

 

Hem ziyanda hem kârdaydı ömrümüz

Denk düşmedi iki defa günümüz

Hiç de dinlenmedi bir gün sözümüz

Bir bahane birde yalan ne yapsın…

 

Sürdük atımızı yolun sonuna

Girdik karanlığın soğuk koynuna

Kavgası dövüşü hepsi boşuna

Bizi yatağına alan ne  yapsın….

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/9/2009 - NESİNDEN KORKAYIM EYLÜLÜN?




Siz hiç yaşadınız mı ölümü belirgin
Beklediniz mi geceleri nöbette.?

Gün ışığı sızıyorsa
Hücrenizin daracık mazgalından
Gülümseyin
Güneşle adam asmazlar.!

Sonra;
Yan yana dizili sekiz hücreden
Tekmil isteyin
Kayıpsız geçmişse gece
En neşelisinden marşlar söyleyin
“ Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz”
Fark etmez
Sloganda atabilirsiniz.!

Yan hücreden gönül koysun
Yüzünü görmediğiniz bir solcu çocuk
“ Aldırma gönül,aldırma” desin
Ve yeni bir gün başlasın mahpushanede…

Gecenin bir keskin bıçak gibi kestiği
O yaşama sevincine
Kuşku dolu bekleyişler otursun
Her akşam yatsıda
Namaza durduğunuzda
Kıyamdan rüküya uzandığınızda
Ölümü buz gibi soğuk hisset ensende


Biz her gece tıraş olur
En yeni elbiselerimizi giyerdik
Randevumuz vardı ölümle
Ölüm sanki sevgilimizdi
Giyinir saat üçü beklerdik.!

Gün yine sızınca ince delikten
Sayardık birbirimizi
Tek kişilik hücrelerde ve hiç birimiz
Görmemiştik birbirimizin yüzünü

Aptes al
Güneşi bekle
Hep yarım gün sürerdi saltanatımız…

Ve gecenin bir yerinde
Metaller tiz
Sesler hep uğultulu
Açılır kapanır kapılar
Biz sadece beklerdik…!

Siz hiç ölümü beklediniz mi
Çalındı mı kapınız
Soruldu mu İmam ister misin diye?
Siz hiç
Sabah uyandığınızda
Yan hücrede yatan
Bir çocuğun asıldığını öğrenince
Haykıra haykıra ağladınız mı?

Siz hiç
Arkadaşınızın ölüme giderken
“Hoşça kal” deyişine
Ardından; Güle güle dediniz mi?

Siz hiç
Dışarıda kavgalı olup da
Kan davası güttüğünüz
Hasmınız için
El açıp duaya durdunuz mu.?

Siz hiç
Sevdiklerinize yazdığınız mektuplarınızı
Arkadaşlarınıza verirken
Size verilen mektupları
Bulamasınlar diye
En mahrem yerlerinizde sakladınız mı.?

Siz hiç
Birbirinizi hiç tanımdan
Sesle aşina olduğunuz insanların ardından
Ölümünüze ağladınız mı?

Siz hiç
İdama giden birinin elini tutup
Bütün teselli sözcüklerini unutup
Vedalaşırken
Bir solcuya
Bir sağcıya sarılıp
Bağıra çağıra ağladınız mı.?

Eylüldü
Emretmiştiler
Tekmili birden beşi bir yerdeler
Biz ölüm beklerken
Ben hem sağcısına
Hem solcusuna
Sarılıp çok ağlamışımdır, çokkk.

Bırakın Allah aşkına
Nesini seveyim
Ve nesinden korkayım Eylülün.?

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 29/8/2009 - DARAĞACI

Gençliğim kaldı kan revan
Vurdular jopla kırbacı
Kötü işledi o devran
Meydanlarda darağacı…

Nezarette unutmuşlar
Ölünce beton dökmüşler
Yetmemiş firar yazmışlar
Hapislerde darağacı.!

Almışlar gece evinden
Kelepçelemişler elinden
Cereyan vermişler dilinden
Sorgularda darağacı..!

İp üzülmüş taze tende
Çingenenin gözü sende
Saat şafağı vuranda
Sabahlarda darağacı..!

Demişler ki haklı haksız
Beslemeyin asın haksız
Yapmasaymış o bacaksız
Dillerinde darağacı..!

Bıyıkları terlememiş
Taze fidan boy atmamış
Eli silaha değmemiş
Beyinlerde darağacı..!

Bunlar sağcı bunlar solcu
Her ikisi ayni yolcu
Lazım bize bir futbolcu
Kışlalarda darağacı..!

Çullanmışlar hazır kıta
Kefensiz koymuşlar tabuta
Yetiş imdat’a Rabıta
Beyaz camda darağacı..!

Evden alınır abi bacı
Sigara memede acı
Çıplak tende yok ilacı
Doktorlarda darağacı..!


Yaptın ettin aha yazı
Kes sesini kes avazı
Yoktur defterin beyazı
Hükümlerde darağacı..!

Gitti Ali ve nicesi
Gık demedi çıkmaz sesi
Son arzusu ilk sevdası
Gönüllerde darağacı..!

Yanlı basın tek merkezden
Yazdı sakladı herkesten
Kanun hukuk hak demezden
Yasalarda darağacı..!

Kanayan yaraya tuz koyup
Anadan üryan da soyup
Ezdiler güce güvenip
Meydanlarda darağacı..!

Can yaralı can nefessiz
Alıp gittiler kefensiz
Yazdılar üstüne isimsiz
Mezarlarda darağacı..!

Gözyaşları inci inci
Saymadık ki bu kaçıncı
Dediler olsunlar dinci
Okullarda darağacı..!


Okumuş aydın kim varsa
Kim kime kulp takarsa
Öğretmeni de susarsa
Sokaklarda dar ağacı..!

Dağıttılar etiketi
Susturdular memleketi
Talan ettiler devleti
Makamlarda darağacı..!

Hırsıza her gün bir yasa
Çıkardılar liboş piyasa
Recm ettiler kıpırdasa
Ekonomi de darağacı..!

Der fazilet Cumhuriyet
Var biraz da mecburiyet
Duymadılar mahcubiyet
Vicdanlarda dar ağacı..!

Deniz böyle tükendi
Çakallar oldu efendi
Madde manayı yendi
Memlekette darağacı..!

Tek dua var eylemimiz
Hiç bitmeyen yeminimiz
Birde kırık kalemimiz
Bir gün size darağacı..!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 25/8/2009 - BİRAZ DA SEN ÖLÜRSÜN



BİRAZ DA SEN ÖLÜRSÜN…

 

Burada akşamlar yalnızlık yüklü

Serçelerin öpüştüğü çıplak dallarda

Yapraklar düşer büyüklü küçüklü

İlk gölge mim koyar yeşile dağlarda

Sonbahar ölürken ben ölürüm içimde…

 

Yer utangaç bin kahır dolu yüreklerde

Çizer yalnızlığın resmini siyah göklerde

Hüznün türküsü öpülür serçe dudaklarında

Ve büyütülür bir çocuk gibi hiçlik ellerde

Sonbahar ölürken biraz da sen ölürsün içinde…

 

 

Yalnızlık ezbere durur geceye düşen türküyü

Karanlıkta bir dostluk başlar ki bozulur büyü

Muhabbet doyulmaz haldır gecede öyle bir koyu

Teslim alınır ruh,sessizlik bir huzurlu kuyu

Sonbahar ölürken biraz da sen ölürsün içimde…



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

değerli dostlarla bir şeyleri paylaşmak

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

mucizemm
gkatekana
haticebaskan
sairkoray
angelchilds
ciaraa
yenisey
gerceksevda
dilsizmutercim
damla16
titicaca
haylazyagmur
turkceciyim42
birseyvar
necmettindavulcu
ilknur gürsoy
incisiirler
inciislam
ortaklarim
incesan
amadeus06
malieksi
heleno6
prensesingunu
hayatdenilen
busecegunler
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:146
| Sonraki Sayfa